‘O bir özgürlük komutanıdır’

0

Kızkardeşin Sipan Kaplan

7 Haziran 2003 tarihinde uluslararası komplocu güçler tarafından katledilen PJA üyesi Filiz Yerlikaya’nın katlediliş yıldönümü dolayısıyla PJA PM yazılı bir açıklama yaparak, Yerlikaya’yı andı.

Özgür Kadın Partisi (PJA) Parti Meclisi, PJA üyesi Filiz Yerlikaya’nın (Gulan Garzan) katledilişinin yıldönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün özgürlük mücadelemizde kaybettiğimiz değerli kadın militanlarımızdan Gulan Garzan arkadaşımızın haince katledilişinin 1. yıldönümüdür. Gulan arkadaş şahsında tüm mücadele şehitlerimizi bir kez daha minnet ve saygıyla anıyoruz” denildi.

Kürt halkının mücadelesinin her halkın özgürlük mücadelesinde olduğu gibi bedellerinin ağır olduğunun belirtildiği yazılı açıklamada, şu noktalar vurgulandı: “Halkımız özgürlüğün bedelini hala en değerli evlatlarını bu mücadeleye akıtarak ödemeye devam ediyor. Bu mücadelede değer verdiğimiz ve bağlı olduğumuz arkadaşlarımızı hiç beklemediğimiz koşullarda ve beklemediğimiz biçimlerde şehit verdik. Böyle süreçlerin insanda bıraktığı çok büyük etkiler vardır. Gulan arkadaşımızın da şahadeti böyle oldu.”

‘Koşullara kendini teslim etmedi’

PJA PM açıklamasında, Filiz Yerlikaya’nın mücadeledeki duruşu şöyle tanımlandı:

“Yaşam tarzında, kişiliğinde komuta duruşunda her zaman kadın özgürlüğünü merkeze oturtmuştur. Bunu yaparken kendisini örgütle, partiyle var edip, güç olmuştur. Önderlik çizgisinin takipçisi, uygulayıcısı olmuştur. O en zorlu süreçlerde bir kadın olarak örnek bir komutandır. Kadın olsun erkek olsun güçsüz insanı sevmiyor ‘pasif, zayıf insana tahammülüm yok’ diyordu. Gulan arkadaş, güçlü, koşullara kendisini teslim etmeyen, tüm sıkıntılar karşısında yılmadan yürüyüşüne devam eden bir kadın komuta kişiliğidir.”

Uluslararası gerici komplocu güçlerin Yerlikaya şahsında Özgür Kadın Hareketi’ne saldırıyı planlandığının kaydedildiği PM açıklamasına, şöyle devam edildi: “Çünkü Heval Gulan yiğit bir özgür kadın temsilcisiydi, onun şahsında kongremiz, hareketimiz, çizgimiz hedeflendi. Bu anlamda O, özgürlük çizgisinin ve kongremizin şehidi oldu. Bu saldırının genel anlamda hedefi KADEK’tir, çünkü yapılan KADEK’e, halkımıza yönelik bir saldırı, kadının geneline yönelik bir saldırıdır ama özellikle seçilen hedef, vurulmak istenen güç PJA’nın kendisidir.”

Özgür yaşamda ısrar

PJA üyesi Yerlikaya’nın süreç karşısında son derece hesaplanarak seçilen bir hedef olduğunu belirten PJA PM, “O PKKnin eski kadın militanlarından, O çetecilik karşısında güçlü savaşım vermiş bir kadın militan, O bir kadın komutan, O bir PJAlı ve O değerli insan adeta üzerinde yaşadığı kutsal topraklar, içinde bulunduğu kutsal yaşam kirletilmek istenircesine çirkince katledildi” dedi.

PJA PM açıklaması, şöyle noktalandı: “Gulan arkadaşımızın mücadelesi diğer tüm şehit arkadaşlarımızın mücadelesi gibi özgür yaşam kimliğinde ısrar uğrunaydı. Şehitlere bağlılığın gereği, PJA olarak özgür yaşamda ısrarımızı bir kez daha haykırıyoruz. Gulan arkadaşımız şahsında tüm devrim şehitlerimizin anıları önünde saygı ve minnetle eğiliyor, tüm şehitlerimizi özgür kadını yaratıp tüm insanlığı özgürlüğe taşıyarak onurlandıracağımızı belirtiyoruz.”

Filiz Yerlikaya kimdir?

Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde 1970 yılında ortahalli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha 8 yaşındayken babası memur olduğu için Ankara’ya göçerler. Ankara’da Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü kazanıp, orada öğrenimine devam eder. Üniversite yıllarında kısa sürede yurtsever gençlikle tanışır. Aktif katılımı ve iyi bir örgütçü olmasından dolayı ’92’de YCK komitesinde yer alır. Kürdistan’daki sıcak savaşım hep ilgisini çektiğinden kısa sürede, hiç görmediği ülkesine gitmek ve mücadele yürütmek istediği için gerillaya katılma kararını verir. ’92 Mayıs sonunda Ağrı üzerinden katılım yapmak için gittiği Tendürek’te sınırı geçerken pusuya düşer ve tutuklanır. Sorguda direniş sergiler, işkenceye rağmen ifade vermez. Sorgudan sonra yedi ay Nevşehir cezaevinde tutuklu kalır. Serbest bırakılır bırakılmaz tekrar çalışmalara katılır.

1994 yılının başında ülkeye yönelen Yerlikaya, mücadelenin zorlu yıllarını sıcak savaşın içerisinde yaşar. Yerlikaya, güçlü bir kadın komutan olur. 1994-97 yılları arasında Garzan eyaletinde kalır. 1997 yılının başında Amed’e geçer. Amed eyaleti Dorşin Alanı’na bölge YAJK sorumlusu olarak gider. Oradan da Ş. Remzi alanına, Eyalet konferansı ardından da Akdağ’a takım komutanı olarak atanır. 1998 sonbaharında Amed’den ayrılıp Güney sahasına geçer. Delege olarak PKK VI. Kongresi’ne katılır. Bu süreç KADEK Genel Başkanı Abdullah Öcalan’ın Uluslararası Komplo ile tehdit edildiği, halkın yoğun endişeleri yaşadığı süreçlerdir. Yerlikaya, bu süreçte fedai eylem gerçekleştirme önerisi yapar. Başarılı gelişimiyle birlikte Tabur Komutanlığı’na yükselir. Bir Kürt kadını olarak karma gücün komutanlığını başarıyla yerine getirir.

Uluslararası komplonun tüm dayatmalarına karşı mücadeleci bir duruşu sergiler. Yerlikaya, KADEK kuruluş kongresinin ardından PJA 4. Kadın Kongresi’ne delege olarak katılır. Yerlikaya, kongre sürecine denk gelen 7 Haziran 2002 tarihinde uluslararası komplocu güçler tarafından katledilir.

BİTMEYEN ŞARKIMA…

Çocukluğunda hani kendini kocaman hissettiğin zamanlar, insan yüreğini alacakaranlığa benzetirdin. “Üzerine ay gibi doğmalı bu yürek, gizemi, ayıbı, cesaretsizliği ışıkla vurmalı” derdin. O yüzdendir ki, adın “Ay yüzlüydü” senin. Toprağı, karıncayı, günü, karanlığı, çiçeğin rengini yaşamaya dair var olan her şeyi kapalı gözlerle adlandırırdın. O kadar yüreğinle konuşur, hissederdin.

İşte öyle bir gecedeyim. Gökyüzü karanlık yağmur çiseliyor dışarıda. Ve ben sigaranın tadında, çayın kokusunda seni andım, ay yüzlüm. Hainlik dediğin gibiymiş, öyle çıktı. Doğanın asi rengi sarıyı, karanlığı yırtan sen, ay ışığını vurdu. Göğsünde kıpkırmızı bir karanfil oldu ölüm.

İçimde seni dindirecek bir şiir, bir şarkı aradım. Ne kadar zamansız yaşandı her şey, kaç mevsim geçti. Yıllar sonra da bugün gibi gidişin. Bitmeyen bir hasrettin. Türkülerin boğazda düğümlendiği sözlerde vardın, gözümün alamadığı sonsuzlukların ardında, uzaklarda saklı kaldın. Bazen közleşen hasretin ayak seslerini duyurur bana, yüreğimin en derinliklerinde deniz gözlerindeki ışıltı canlanır.

İnatla topladığın bilgelik, cesaretten, senden kendimi topladım. Tek yorumlamadığın sevdaydı. ” O yaşanmalı, tüm kirliliklerde Munzur gibi berrak akmalı, sevda yaşamın kendine yakıştırdığın tarafındır” derdin.

Sohbetlerinde gözlerindeki ışıltıya kilitlenmeyi çok özledim. Yıllarca sitem ettiğim hasreti öylesine kutsallaştırdın ki, beklemenin hasretin ayrıcalığını tattım. Kardeştim… Yoldaştım… Senden sonra ana oldum…

Şimdi düşünüyorum da, insanı yaratan biziz, yüceyi, kutsalı, ulaşılmazı, unutulmazı ve bir de haini… Hangi ninnidir ki, bebeği hain büyütür? Ya da analık sütünden mi? Senden anladım ki, insanın sonrası yoktur. Her şey doğa gibi baştan oluşumla olur. Küçüklüğünde fedakar, duygu yüklü, kimseyi hiçbir canlıyı incitmezdin. Yokluk karşısında var olmayı direnmeyi ve diretmeyi incitmeden yapandın. Doğruları büyük bir sabırla arar ve büyük bir inatla yapardın. Asla bencil olmadın, her şeyi duyguyla karıştırıp paylaşmayı severdin. Haine de sadece acır ve aciz görürdün. Ta ki sevdan yüreğinde isimleninceye dek. Sarp dağlarda, ulaşılmaz yollarda, uçsuz bozkırlarda ölümle dans ettiğin ana dek…

Sevdasına bir “nazlı gelin” gibi uğurladık seni. Bize “dur” demeye kıyamazken hain kara elleriyle bir çınarı kökünden sarsmaya kıydı. Oysa ki tüm kutsallıklardan sevdalılara yüreklilere canlara güç dilemiştik. Hain pusudaydı. Anı bekliyordu. Kana susamış gözlerini sulandırmak için çünkü O, bir ana kucağında ninni ile ak sütle büyümemişti. Bilmezdi bekleyeni ya da sevdalının umut ettiklerini. Dilindeki sevda şarkısı bitmeden kara eller, yağlı kurşunlar kırmızı karanfil oldu göğsünde. 7 Haziran gökle yerin bir olduğu an… Kanayan ırmak misali…

Ülkende bozkırlara can veren dere yatağısın artık. Gökteki ay ile Güneş misali her günün doğuşu ve bitişinde ülkenin üzerindeki hainleri yine boğacak, sevdalılara ışık saçacaksın. Yine dağ çiçekleri reyhanlar, yaseminler… Sen kokacak ve ben her sarı çiçekte senin asiliğini hatırlayıp siyah saçlarından dağ kokan teninden öpeceğim. Siyah saçlarında düğümlenmiş umudum.

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.